İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Edep Yâ Hû 1.Bölüm

1–21. KITALAR

Edep; insanın sözünde, davranışında ve niyetinde ölçüyü korumasıdır. Bu ilk bölüm, kibirden aile hayatına, hayâdan nimete hürmete kadar günlük hayatın temel sınırlarını “Edep yâ Hû” çağrısıyla hatırlatıyor.

1. İnsan bazen sözün ağırlığını unutur,
Diline geleni hakikat sanır, söyler.
Bir cümleyle bir gönlü yıktığını bilmez,
Sonra susar bütün nasihatler…
İşte o vakit söylenir:
Edep yâ Hû…
2. Çünkü edep, yalnızca sessiz durmak değildir;
Yerini, zamanını, haddini bilmektir.
Konuşurken sözü tartmak,
Susarken de hakikati terk etmemektir.
Ne korkaklıktır ne boyun eğmek;
İnsanın kendisine çizdiği ahlâk sınırıdır.
O sınır aşılınca yükselir bir nida:
Edep yâ Hû…
3. Bir insan makamına güvenip
Karşısındakini küçük görmeye başladığında,
Malını, mülkünü, bilgisini, soyunu
Bir üstünlük vesilesi yaptığında;
Dün kendisi gibi olanları
Bugün aşağıdan seyrettiğini sandığında,
Hatırlatılır ona dünyanın faniliği:
Edep yâ Hû…
4. Çünkü hiçbir makam ebedî değildir,
Hiçbir servet mezara kadar hüküm sürmez.
Bugün önünde kapılar açılan insanın
Yarın adı bile unutulabilir.
İnsana kalan ne sandığıdır ne sarayı;
Gönüllerde bıraktığı izdir.
Kibir yükselirken vicdan seslenir:
Edep yâ Hû…
5. Bir evlat anne babasına sesini yükselttiğinde,
Yılların emeğini birkaç öfkeli sözle unuttuğunda,
Kendisini büyüten elleri
Yaşlandıkları için yük görmeye başladığında,
Evin duvarları bile mahcup olur.
Çünkü nimet unutulmuş, vefa incinmiştir.
Orada söylenecek söz bellidir:
Edep yâ Hû…
6. Bir baba evladının gönlünü hiçe saydığında,
Gücünü merhametin önüne koyduğunda,
“Ben büyüğüm” diyerek her sözü hak bildiğinde,
Sevgiyi emre, nasihati tahakküme çevirdiğinde,
Edep yalnız küçüğe değil büyüğe de hatırlatılır.
Çünkü yaş büyütür; fakat insanı olgunlaştıran ahlâktır.
Derler ki:
Edep yâ Hû…
7. Bir insan yaşlıya hürmeti unuttuğunda,
Çocuğun masumiyetini küçümsediğinde,
Fakirin elbisesine bakıp değer biçtiğinde,
Yetimin sessizliğini görmezden geldiğinde,
Güçsüzü ezmenin güç olduğunu sandığında,
İnsanlık adına bir şeyler eksilir.
İşte eksilen yere konulan kelimedir:
Edep yâ Hû…
8. Ey genç!
Beden sana verilmiş bir emanettir,
Teşhir edilecek bir vitrin değildir.
Kadının da erkeğin de bir mahremiyeti,
Bir vakarı, bir hayâ sınırı vardır.
Özgürlük, bütün sınırları kaldırmak değil;
Kendi değerini koruyabilmektir.
Sokak, ekran, meydan ne derse desin,
İnsan bedenini değersizleştiren zamana karşı
Vicdan yine seslenir:
Edep yâ Hû…
9. Hayâ eski zamanların yükü değildir,
İnsanın kendisine duyduğu hürmettir.
Bakışta edep vardır,
Giyimde edep vardır,
Yürüyüşte, konuşmada, davranışta edep vardır.
Başkalarının dikkatini çekmek uğruna
İnsanın kendi mahremiyetini tüketmesi
Modernlik değildir.
Zaman değişse de insanın onuru değişmez:
Edep yâ Hû…
10. Erkek de gözünü, sözünü, nefsini korumalıdır.
Edebi yalnız kadının omzuna yükleyip
Kendi bakışına sınır koymayan insan
Ahlâktan söz edemez.
Bir taraf örtüsünü,
Diğer taraf gözünü ve dilini korumuyorsa
Edep eksik kalır.
İffet iki cinse de yakışır,
Hayâ bütün insanlığın ziynetidir:
Edep yâ Hû…
11. Sokaklarda hayasızlık alkışlanıp
Mahremiyet küçümsendiğinde,
Ekranlar bedeni bir meta gibi sunduğunda,
Gençlere “Ne kadar görünürsen o kadar değerlisin”
Diye öğüt verildiğinde,
Bir neslin ruhuna sessizce zarar verilir.
İnsan bedenden ibaret değildir;
Aklı, ruhu, şahsiyeti ve onuru vardır.
Hatırlat ey vicdan:
Edep yâ Hû…
12. İçkinin, uyuşturucunun, kumarın
“Eğlence” diye pazarlandığı yerde,
İnsanın aklını ve iradesini tüketen şeyler
Özgürlük diye sunulduğunda,
Bir nesle yanlış isimlerle zehir verilir.
İnsanın kendisini kaybetmesine
Hürriyet denilemez.
Nefse de bir sınır gerekir:
Edep yâ Hû…
13. Zina hafife alınıp,
Sadakat küçümsendiğinde,
Evlilik bir yük,
Aile eski bir alışkanlık gibi gösterildiğinde,
Bir toplumun yalnız evleri değil
Geleceği de sarsılır.
Sevmenin de sorumluluğu,
Yakınlığın da mahremiyeti vardır.
Nefsin istediği her şey hak değildir:
Edep yâ Hû…
14. Eşler birbirinin kusurunu
Başkalarının önünde anlattığında,
Bir yuva öfkenin meydanına çevrildiğinde,
Yılların hatırı bir tartışmaya feda edildiğinde,
Eş olmak sadece aynı evde yaşamak değildir.
Birbirinin sırrına, onuruna, yorgunluğuna
Emanet gözüyle bakmaktır.
Yuvanın içinde de yankılanmalıdır:
Edep yâ Hû…
15. Bir başkasının eşine, yuvasına,
Namusuna göz diken insana;
Bir anlık heves uğruna
Yılların ailesini dağıtana;
Gizli ilişkileri marifet,
Sadakatsizliği çağdaşlık sanana
Söylenecek söz açıktır:
Edep yâ Hû…
16. Camiye girerken de edep,
Sofraya otururken de edep,
Misafirin yanında da edep,
Anne babanın huzurunda da edep,
Eşler arasında da edep,
Komşuyla konuşurken de edep…
Çünkü edep belli zamanların elbisesi değil,
İnsanın bütün ömrünün ahlâkıdır.
Her kapının eşiğinde yazılı gibidir:
Edep yâ Hû…
17. Bir sofrada ekmek çöpe atıldığında,
Tabaklar doldurulup yarısı bırakıldığında,
Dünyanın bir köşesinde çocuklar aç yatarken
Öte tarafta nimet hor görüldüğünde,
İsraf yalnız sofranın günahı değildir;
Vicdanın da yoksullaşmasıdır.
Bir lokmanın ardında
Toprak, yağmur, güneş ve alın teri vardır.
Ekmeğe uzanan ele de söyle:
Edep yâ Hû…
18. Nimeti beğenmeyip burun kıvırana,
Ekmeği yere atıp üzerinden geçene,
Suyu boş yere akıtana,
Bir tabağı gösteriş uğruna doldurup
Sonra çöpe dökene sor:
Bu nimet sana nereden geldi?
Bir damla suya hasret kalanları düşündün mü?
Şükür unutulmuşsa sofraya yaz:
Edep yâ Hû…
19. Ekmek yalnız ekmek değildir;
Çiftçinin nasırlı elidir,
Annenin duası,
Toprağın bereketi,
Yağmurun rahmetidir.
Bir lokmayı hor görmek
O emeği de hor görmektir.
Nimetin karşılığı şükürdür,
İsraf değil.
Sofranın başında da okunmalıdır:
Edep yâ Hû…
20. Anne babanın aldığı yiyeceği küçümseyen,
“Ben bunu yemem” deyip nimeti çöpe atan genç!
Bil ki dünyada senin beğenmediğin lokmayı
Bir öğün bulabilmek için dua edenler vardır.
Tokluğun şımarıklığa dönüşmesin,
Nimet elindeyken kıymetini bil.
Çünkü nimet gider,
Pişmanlık kalır.
Sofrada önce şükür, sonra:
Edep yâ Hû…
21. Bir mecliste herkes konuşurken
Birinin ayıbı ortaya döküldüğünde,
Gıybet neşeye, alay eğlenceye dönüştüğünde,
Bir insanın onuru kahkahalara kurban edildiğinde,
Orada gülmek bile bazen suça ortak olmaktır.
Çünkü başkasının mahremiyeti
Bizim eğlencemiz değildir.
O meclise yakışan ikazdır:
Edep yâ Hû…

İbrahim ŞAHİN
İbrahimsahin.Blog

© İbrahim Şahin — Tüm hakları saklıdır.
Bu eser İbrahim Şahin’e aittir. Eser, yazar adı ve kaynak açıkça belirtilmek şartıyla paylaşılabilir.
Yazarın izni olmaksızın eser üzerinde değişiklik yapılamaz, başka bir kişi adına yayımlanamaz, sahiplenilemez veya ticari amaçla kullanılamaz.
İzinsiz kullanım, intihal veya eserin başka bir kişi tarafından sahiplenilmesi hâlinde yasal haklara başvurma hakkı saklıdır.

Yorum bırakın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.