Teknoloji artık yalnızca insanın hayatını kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkmış, bir amaca, bir düzene ve giderek bir inanç biçimine dönüşmüştür. İnsan sabah gözlerini ekrana açmakta, akşam yine ekranla kapatmaktadır.
Bu yeni düzenin mabetleri teknoloji merkezleri ve dijital platformlardır. Ritüelleri sürekli çevrimiçi olmak, paylaşmak, görünür kalmak ve üretkenlik adı altında durmaksızın kendini sergilemektir.
İnsanlar artık neye inanacaklarını değil, neyi seçeceklerini ve neyi tıklayacaklarını düşünmektedir. Değerler yerini tercihlere, ahlaki ölçüler yerini popülerliğe, hakikat ise yerini görüntüye bırakmaktadır.
Bu teknoloji merkezli dünyada en büyük kusur çevrimdışı kalmak olarak görülür. En büyük erdem ise sürekli üretmek, paylaşmak ve dikkat çekmektir. Mahremiyet anlamını yitirir; içe dönüş yerini sürekli dışa yansıtma zorunluluğuna bırakır.
Teknolojik gelişmeler, insanın hayatını desteklemekten ziyade onun yerine geçme iddiası taşıyan bir noktaya doğru ilerlemektedir. Bu durum, bilimsel ilerlemeden çok, insanın sınırlarını unutmasına işaret eden bir kibir hâlidir.
Oysa teknoloji kutsal değildir. O, anlamını kendisinden değil; hizmet ettiği amaçtan alır. Fakat çağımızda teknoloji çoğu zaman eleştirilmez, sorgulanmaz ve sınırlandırılmaz. Bu sorgusuz kabullenişi, onu dokunulmaz bir güce dönüştürmektedir.
İnsan, yaratıcının yerine teknolojiyi koyduğunda; sadece araçlarını değil, anlamını ve inancını da yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
İbrahim Şahin
ibrahimsahin.blog
© İbrahim Şahin — Tüm hakları saklıdır.
Bu eser İbrahim Şahin’e aittir. Eser, yazar adı ve kaynak açıkça belirtilmek şartıyla paylaşılabilir.
Yazarın izni olmaksızın eser üzerinde değişiklik yapılamaz, başka bir kişi adına yayımlanamaz, sahiplenilemez veya ticari amaçla kullanılamaz.
İzinsiz kullanım, intihal veya eserin başka bir kişi tarafından sahiplenilmesi hâlinde yasal haklara başvurma hakkı saklıdır.
Yorum bırakın