Günümüz dünyasında en derin yaralardan biri, vicdanın uyuşturulmasıdır. Eskiden kötülük gizlenirdi, bugün ise sergileniyor. Eskiden zulümden utanılırdı, şimdi ise meşrulaştırılıyor. Ve en tehlikelisi: İnsanlar artık tepki vermiyor.
Televizyon ekranlarında savaşlar, bombalar, açlık çeken çocuklar, ağlayan anneler her gün karşımıza çıkıyor. Ama bu görüntüler artık kalpleri sızlatmıyor. Çünkü her gün izlenen acı, alışkanlığa dönüşür.
Toplumlar sistemli bir şekilde şoklara alıştırılıyor. Bir yerde patlama oluyor, insanlar ölüyor, ertesi gün yeni bir dizi başlıyor. Her kriz, bir eğlenceyle dengeleniyor. Bu denge, vicdanın ölümü demektir.
Sessizlik, tarafsızlık değildir. Sessizlik, çoğu zaman onaylamaktır. Herkesin sustuğu bir ortamda hakikat en çok yalnız kalır. Ve hakikatin yalnızlığı, toplumun çöküşüdür.
Bugün insanlar gerçekleri biliyor ama konuşmuyor. Görüyor ama gözünü kapatıyor. Hissediyor ama susuyor. Oysa konuşmayan bir vicdan, zalime kılıç değil, yastık olur.
Bu bölüm, vicdanı yeniden uyandırmak içindir. Vicdanı uyanan bir birey, tek başına bile olsa, büyük bir değişimin başlangıcı olabilir. Tarih, sessiz kalmayanların izleriyle doludur.
Dünyanın en güçlü sesi, gerçeği söyleyen bir vicdandır. Bugün o sesi duyurmak, her zamankinden daha büyük bir sorumluluktur. Çünkü sustukça karanlık büyür, konuşuldukça hakikat yol bulur.
İbrahim Şahin
ibrahimsahin.blog
© İbrahim Şahin — Tüm hakları saklıdır.
Bu eser İbrahim Şahin’e aittir. Eser, yazar adı ve kaynak açıkça belirtilmek şartıyla paylaşılabilir.
Yazarın izni olmaksızın eser üzerinde değişiklik yapılamaz, başka bir kişi adına yayımlanamaz, sahiplenilemez veya ticari amaçla kullanılamaz.
İzinsiz kullanım, intihal veya eserin başka bir kişi tarafından sahiplenilmesi hâlinde yasal haklara başvurma hakkı saklıdır.
Yorum bırakın