İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Adalet sandıkta mı liyakatta mı – 2. bölüm

Standart var… ama yeterli mi?

Birinci bölümde şunu açıkça gördük:

Sandık her zaman doğruyu seçmez.

Çoğu zaman sadece en çok destek bulanı öne çıkarır.

Yani sorun seçim değildir;

çözüm de tek başına seçim değildir.

Çünkü ölçü yanlışsa, sonuç da yanlış olur.

İşte şimdi asıl meseleye geliyoruz:

Bu sistem neden sürekli aynı hatayı üretir?

Neden seçim yapılmasına rağmen liyakat ortaya çıkmaz?

Cevap basit ama rahatsız edicidir:

Çünkü standart yoktur… ya da olan standart yeterli değildir.

Bugün Türkiye’de seçilme şartları tamamen yok değildir.

Yaş, vatandaşlık, bazı suçlardan hüküm giymemiş olmak gibi temel kriterler vardır.

Ama açık konuşmak gerekir:

Standart var… ama yeterli değil.

Çünkü bu şartlar, bir kişinin aday olup olamayacağını belirler.

Ama o görevi gerçekten layıkıyla yapıp yapamayacağını göstermez.

Bu yüzden sistem şunu ölçer:

“Aday olabilir mi?”

Ama şunu ölçmez:

“Bu kişi bu işi en iyi yapabilir mi?”

İşte asıl kopuş burada başlar.

Bu durum sadece büyük makamlar için değil, en küçük yönetim birimlerinde bile aynıdır.

Bir mahalleyi yönetecek muhtarı düşünün.

Belirli şartlar vardır.

Vatandaş olmak gerekir.

Belli bir yaşın üzerinde olmak gerekir.

Bazı suçlardan hüküm giymemiş olmak gerekir.

Ama şu sorular sorulmaz:

Bu kişi mahalle sorunlarını çözebilir mi?

İnsanlar arasında adaleti sağlayabilir mi?

Devlet ile vatandaş arasında doğru bir köprü olabilir mi?

Eğitim şartı yoktur.

Tecrübe şartı yoktur.

Yönetim becerisi aranmaz.

Böyle bir sistemde sandık kurulur…

Seçim yapılır…

Sonuç açıklanır…

Ama sonuç her zaman doğruyu göstermez.

Çünkü sistem baştan eksiktir.

İşte bu yüzden gerçek bir liyakat sistemi kurulmalıdır.

Bir kişi görev alacağı alanla ilgili gerçek bilgi ve yetkinliğe sahip olmalıdır.

Sadece diploma değil, sahada karşılığı olan bir yeterlilik aranmalıdır.

Bu kişinin tecrübesi olmalıdır.

Bilmediği bir alanda yetki verilmesi, o görevi değil, toplumu riske atmaktır.

Geçmişi temiz olmalıdır.

Dolandırıcılık, vergi kaçırma, adam kayırma gibi fiillere bulaşmış bir kişinin adalet dağıtması beklenemez.

Adaletli ve tarafsız olmalıdır.

Yakınını kayıran biri, bulunduğu her makamı yozlaştırır.

Psikolojik olarak bu sorumluluğu taşıyabilecek durumda olmalıdır.

Çünkü büyük yetkiler, zayıf karakterlerin elinde tehlikeye dönüşür.

Hesap verebilir olmalıdır.

Denetlenmekten kaçan bir yönetici, hata yapmaz değil; hatasını gizler.

Ve en önemlisi:

Toplum menfaatini kendi çıkarının üstünde tutmalıdır.

Bunu yapamayan biri, yönetmez.

Sadece bulunduğu makamı tüketir.

Peki tüm bunlar yeterli mi?

Hayır.

Standart gerekir… ama tek başına yetmez.

Denetim gerekir… ama tek başına yetmez.

Vicdan gerekir… ama tek başına yetmez.

Gerçek liyakat, bu üçünün birlikte var olmasıyla ortaya çıkar.

Standart kapıyı korur.

Denetim sistemi düzenler.

Vicdan ise onu ayakta tutar.

Ve unutulmaması gereken son gerçek şudur:

Sandık tek başına adalet değildir.

Ama liyakat olmadan sandığın da bir anlamı yoktur.

Yorum bırakın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.