İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Gülmek Masumdur, Değerleri Çiğnemek Değil – Bölüm 9

Kahkahanın Ardındaki Erozyon: Mizah, Medya ve Ahlaki Çözülme

Seyircinin Sessizliği de Ortaklıktır

Bir kültür yalnızca sahnede konuşanların eliyle kurulmaz; karşısında oturanların tercihleriyle de biçimlenir. Yapımcı neyi üreteceğine, komedyen hangi sınırı zorlayacağına, yayıncı hangi dili çoğaltacağına karar verirken seyircinin ilgisini hesaplar. Bu yüzden seyirci, masum ve etkisiz bir kalabalık değildir. Bakışıyla değer kazandırır, ilgisiyle alan açar, sessizliğiyle yanlışın yerleşmesine izin verir.

Bugün dikkat, ekonomik bir sermayeye dönüşmüştür. Bir görüntünün kaç saniye izlendiği, kaç kez açıldığı, kimlere gönderildiği ve ne kadar konuşulduğu ölçülüyor. Her tıklama, “Bundan daha fazla üretin.” anlamına gelen görünmez bir oy gibi işliyor. İnsan bazen eleştirmek amacıyla izlediğini sanıyor; fakat sistem niyeti değil, hareketi kaydediyor. Öfkeyle bakılan içerik de hayranlıkla izlenen içerik kadar rakam hanesine yazılıyor.

Daha tehlikelisi, kötü bulduğumuz sahneleri teşhir etme düşüncesiyle yaymamızdır. “Şu rezalete bakın.” diyerek paylaşılan bir görüntü, sahibine yeni izleyiciler, yeni reklamlar ve yeni imkânlar kazandırabilir. Böylece itiraz ettiğimizi zannederken karşı çıktığımız şeyi besleriz. Her tepki görünür olmak zorunda değildir; bazen en bilinçli cevap, kötülüğün reklamcısına dönüşmemektir.

Algoritmaların vicdanı yoktur. Onlar doğruyu, güzeli veya faydalıyı seçmez; yalnızca ilginin peşinden gider. Seyirci neyin başında daha uzun durursa onu önüne yeniden getirir. Bu sebeple ekranın dili yalnızca merkezlerde hazırlanan senaryolarla değil, evlerde verilen küçük kararlarla da şekillenir. Parmaklarımızın alışkanlığı, zamanla kültürümüzün istikametine dönüşür. Çünkü medya, seyircinin yalnızca boş vaktini değil, korkularını, merakını ve alışkanlıklarını da satın alır; bunları yeni içeriklerin hammaddesine dönüştürerek seyir biçimini zamanla insanın karakterine kadar taşır.

Burada sözü edilen şey yasakçılık değildir. İnsanların ne izleyeceğini zorla belirlemek, düşünceyi geliştirmez. Asıl ihtiyaç, seçme iradesini güçlendirmektir. Bilinçli seyirci, kendisine sunulan her şeyi tüketmez; içeriğin niçin üretildiğini, hangi duygusunu kullandığını ve kendisinde nasıl bir iz bıraktığını sorgular. Beğenmediği eseri yalnızca kötülemekle kalmaz, ilgisini ondan çeker.

Evde yapılacak eğitim de kuru yasaklardan ibaret olmamalıdır. Çocuğun elinden ekranı almak kadar, ekrandaki dilin neden sakıncalı olduğunu anlatmak da önemlidir. Bir sahne birlikte değerlendirilmeli; gülüşün altında hangi aşağılamanın, hangi yönlendirmenin veya hangi ticari hesabın bulunduğu gösterilmelidir. Soru sormayı öğrenen çocuk, yarın her parlayan görüntünün peşinden gitmez.

Seyircinin görevi yalnızca kötüyü reddetmek değildir; iyiyi yaşatmak da onun sorumluluğudur. Nitelikli bir eseri izlemek, tavsiye etmek, biletini almak, kitabını edinmek, ölçülü bir yorumla desteklemek kültürel bir yatırımdır. Çünkü değerli üretim alkışsız, ilgisiz ve desteksiz bırakılırsa meydan kolaycıların eline kalır. Şikâyet kadar destek de ahlaki bir tavırdır.

Toplumsal tepki öfke kalabalığına dönüşmeden de etkili olabilir. Yayıncıya yazmak, ilgili kuruma başvurmak, reklam verene rahatsızlığı bildirmek, üyeliği sonlandırmak ve gerekçesini açıklamak medeni bir denetimdir. Hakaret ederek değil, tutarlı tercihlerle konuşan seyirci ciddiye alınır. Dağınık kızgınlık çabuk söner; devamlı ve ölçülü tavır ise sektörün hesabını değiştirir.

Kahkaha da vicdandan bağımsız değildir. İnsan, yalnızca söylediği sözden değil, alkışladığı sözden de pay alır. Bir yanlışın karşısında susmak her zaman tarafsızlık değildir; kimi zaman yanlışın rahatça ilerleyebilmesi için açılmış sessiz bir yoldur. Seyirci kendi gücünü küçümsediği sürece ekran onun zaaflarını kullanmaya devam edecektir.

Kumanda, telefon ve ekran yalnızca araç değildir; her biri gündelik birer kültür sandığıdır. Oraya attığımız her tercih, yarının dilini belirler. Seyirci bilinçlenmeden medya düzelmez; talep değişmeden üretim değişmez. Unutulmamalıdır: Kötü içeriği büyüten yalnızca onu yapanların cesareti değil, ona yönelen kalabalığın dikkatsizliğidir. Sessiz kalan seyirci, sonunda kendi geleceğinin figüranına dönüşür.

İbrahim ŞAHİN
İbrahimsahin.Blog

© İbrahim Şahin — Tüm hakları saklıdır. Bu eser İbrahim Şahin’e aittir. Eser, yazar adı ve kaynak açıkça belirtilmek şartıyla paylaşılabilir. Yazarın izni olmaksızın eser üzerinde değişiklik yapılamaz, başka bir kişi adına yayımlanamaz, sahiplenilemez veya ticari amaçla kullanılamaz. İzinsiz kullanım, intihal veya eserin başka bir kişi tarafından sahiplenilmesi hâlinde yasal haklara başvurma hakkı saklıdır.

Bir Cevap Yazın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.