İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Gülmek Masumdur, Değerleri Çiğnemek Değil – Bölüm 8

Kahkahanın Ardındaki Erozyon: Mizah, Medya ve Ahlaki Çözülme

Temiz Mizah Mümkündür; Beceremeyenler Edepsizliğe Sığınır

Mizah, düşüncenin en ince sanatlarından biridir. Sıradan bir hadisede görünmeyeni fark etmek, hayatın çelişkisini yakalamak, kelimeyi doğru anda söylemek ve insanı hem güldürüp hem düşündürmek ciddi bir kabiliyet ister. Bu sebeple temiz mizah, kolay olanın değil; dili bilenin, insanı gözlemleyenin ve zihnini çalıştıranın işidir. Edepsizliğe başvurmadan güldürebilmek, sanatçının önündeki engel değil, ustalığının imtihanıdır.

Küfür, müstehcenlik ve kutsala sataşmak çoğu zaman zekânın yerine kullanılan kısa yollardır. Sözü derinleştirmek yerine sesi yükseltir, fikir üretmek yerine şaşkınlık meydana getirir, espriyi kurmak yerine sınırı ihlal eder. Böylece ortaya kahkaha çıkabilir; fakat her kahkaha sanatın delili değildir. Bir kapıyı tekmeyle açmak da mümkündür, anahtarla açmak da. Birincisi gürültü çıkarır, ikincisi maharet gösterir.

Temiz mizahın malzemesi sanıldığından çok daha zengindir. Günlük hayatın küçük aksaklıkları, insanın kendi kendisiyle çelişmesi, bürokrasinin tuhaflıkları, dil sürçmeleri, yanlış anlamalar, abartılar, beklenmedik karşılaştırmalar ve yerinde kullanılan ironi tükenmez bir kaynaktır. Usta mizahçı, herkesin baktığı yerde kimsenin görmediğini bulur. Esprisini çamura batırmadan keskinleştirir; sözü bayağılaştırmadan tesirli hâle getirir.

Üstelik temiz mizah yalnızca neyin söylenmeyeceğini bilmek değildir; neyin nasıl söyleneceğini keşfetmektir. Bazen bir kelimenin yerini değiştirmek, bazen susulacak anı sezmek, bazen de insanın önce kendisiyle gülümseyebilmesi yeterlidir. Kendini bütünüyle kusursuz gören kişi mizah üretemez; çünkü mizah, hayatın eksik taraflarını kibirlenmeden görebilme yeteneğidir. İncelik, yalnız sözü temizlemez; düşünceyi de derinleştirir ve anlatımı kalıcı kılar.

Bazıları sınırların sanatı boğduğunu söyler. Oysa ölçü, gerçek yeteneği ortaya çıkarır. Şiirde vezin, musikide makam, mimaride denge nasıl sanatçıyı küçültmüyorsa, mizahın da bir edep ölçüsü bulunması onu zayıflatmaz. Irmağı akıtan yalnızca su değildir; kıyıları da ona yön verir. Hiçbir sınır tanımayan söz geniş görünür, fakat çoğu zaman nereye gideceğini bilmeyen bir taşkından ibarettir.

Mizahın önemli vazifelerinden biri, yanlışları görünür kılmaktır. Fakat eleştiri ile hakaret aynı şey değildir. İyi bir mizahçı, düşünceyi hedef alır; kişisel çamura saplanmaz. Yönetimdeki aksaklığı, toplumsal çelişkiyi, ikiyüzlülüğü veya gösterişi bir cümleyle açığa çıkarabilir. Bunu yaparken sözü kabalaştırmaya ihtiyacı yoktur. Çünkü güçlü fikir, küfrün koltuk değneğine dayanmaz.

Ucuz güldürü, meydana geldiği anda tüketilir. Şaşırtır, gürültü koparır, sonra unutulur. İncelikle kurulmuş mizah ise tekrar okunduğunda yeni bir anlam verir; zamanın değişmesine rağmen değerini korur. Kalıcılık, ne kadar ileri gidildiğiyle değil, ne kadar derine inildiğiyle kazanılır. Bir esprinin ömrünü uzatan şey ölçüsüzlüğü değil, içinde taşıdığı hakikattir.

Burada mesele mizahı susturmak veya sanatçıya hazır kalıplar dayatmak değildir. Asıl mesele, kolaycılığa sanat adı verilmesine itiraz etmektir. Seyircinin alkışı da her zaman kalite ölçüsü olamaz. Gürültülü olanın çok konuşulması, onun değerli olduğunu göstermez. Sanatçı, geçici ilginin peşinden koşmak yerine kendi dilini yükseltmeli; dinleyiciyi aşağıya çekmek yerine zevkini geliştirmelidir.

Bir mizahçı sahneye çıkmadan önce kendisine şu soruları sormalıdır: Bu sözde gözlem var mı? Dil işçiliği var mı? Düşünce var mı? Yoksa bütün etkiyi yasak sayılanı söylemenin ucuz heyecanından mı bekliyorum? Bu sorulara dürüstçe cevap verildiğinde, mizahın kalitesi de niyeti de ortaya çıkar.

Temiz mizah mümkündür; çünkü insan hayatı, küfre ve müstehcenliğe muhtaç olmayacak kadar zengin, çelişkili ve renklidir. Edepsizliği cesaret, kabalığı doğallık, seviyesizliği özgürlük diye pazarlayanlar aslında kendi üretim yoksulluklarını gizlemektedir. Hakiki ustalık, çamura basmadan iz bırakabilmektir. Güldürmek için insanı ve sözü kirletmek zorunda kalan kişi komedyenliğin imkânlarını değil, kendi kabiliyetinin sınırlarını ilan eder.

İbrahim ŞAHİN
İbrahimsahin.Blog

© İbrahim Şahin — Tüm hakları saklıdır. Bu eser İbrahim Şahin’e aittir. Eser, yazar adı ve kaynak açıkça belirtilmek şartıyla paylaşılabilir. Yazarın izni olmaksızın eser üzerinde değişiklik yapılamaz, başka bir kişi adına yayımlanamaz, sahiplenilemez veya ticari amaçla kullanılamaz. İzinsiz kullanım, intihal veya eserin başka bir kişi tarafından sahiplenilmesi hâlinde yasal haklara başvurma hakkı saklıdır.

Yorum bırakın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.