44–65. KITALAR
Son bölüm, güç, adalet, merhamet, kulluk ve fanilik üzerinden edebin derin anlamına yöneliyor. Şiir, insanı başkasını yargılamadan önce kendi nefsine aynı sözü söylemeye davet ediyor: Edep yâ Hû…
44.Gücü yetmeyeni dövene, Kadına, çocuğa, yaşlıya el kaldırana, Şiddeti erkeklik veya otorite sanana, Öfkesini başkasının bedeninden çıkarana Edep değil yalnız, insanlık hatırlatılmalıdır. Güç vurabilmek değil, Vurabilecekken elini tutabilmektir: Edep yâ Hû…
45.Edep, başkasını susturmak değildir. Hakkı söyleyenin dilini bağlamak değildir. Zulmü görünce susmak hiç değildir. Edep; doğru sözü doğru biçimde söylemektir. Hakkı savunurken zalime benzememektir. Yanlışa karşı çıkarken Kendi ahlâkını kaybetmemektir. Hak mücadelesinin de ölçüsü vardır: Edep yâ Hû…
46.Fakat susmak zulme ortaklıksa, Orada susmak edep değildir. Mazlumun hakkı çiğnenirken “Ben terbiyeliyim” diyerek kenara çekilmek Edebin ruhunu anlamamaktır. Edep korkaklık değildir; Cesaretin de ahlâklı hâlidir. Zalimin karşısında bile Sözün kirlenmeden söylenmesidir: Edep yâ Hû…
47.Bir mazlumun feryadı duyulurken Rahat koltuklarda susuluyorsa, Çocuklar açken sofralar israfla doluyorsa, Savaşların ortasında insanlık Menfaat hesaplarına kurban ediliyorsa, Edep artık yalnız bireysel davranış değildir; İnsanlığın ortak imtihanıdır. Dünyanın yüzüne söylenecek sözdür: Edep yâ Hû…
48.Çünkü edep, güçlünün zayıfa karşı sınırıdır. Zenginin fakire karşı sorumluluğudur. Bilgilinin bilmeyene karşı sabrıdır. Büyüğün küçüğe merhameti, Küçüğün büyüğe hürmetidir. Edep, herkesin birbirine karşı İnsan kalabilme borcudur. Bunun adı: Edep yâ Hû…
49.Din adına konuşan insan Merhameti unuttuğunda, Kendisine düşmeyen hükmü vermeye kalktığında, Bir başka kulun kalbini ölçmeye çalıştığında, İbadetini üstünlük vesilesi yaptığında, Bilmelidir ki kulluk gösteriş değil teslimiyettir. Dinin önüne kendi nefsini koyana denir: Edep yâ Hû…
50.İbadet eden, ibadet etmeyeni küçümsüyorsa, Okuyan, okumayanı hor görüyorsa, Zengin fakiri; güçlü zayıfı eziyorsa, Orada yapılan iyiliklerin ruhu incinir. Çünkü edep, yapılan iyiliği başa kakmamaktır. Sağ elin verdiğini sol ele övünerek anlatmamaktır. İyiliğin sesini değil bereketini büyütmektir: Edep yâ Hû…
51.Bir cenazenin ardından Dünya kavgası devam ederken, İnsan toprağa verilen dostuna bakıp Kendi sonunu düşünmüyorsa, Ölüm bile bazen nefsimizi terbiye etmeye yetmiyor demektir. Oysa mezarlıkların sessizliği Bütün kibirlere aynı sözü söyler: Edep yâ Hû…
52.Ölüye saygısızlık edene, Cenazeyi bile gösteriye dönüştürene, Acılı insanın yüzüne kamera tutana, Taziye evinde dedikodu yapana da söyle: Ölüm karşısında insan biraz susmalı, Biraz düşünmeli, Biraz kendi sonunu hatırlamalıdır: Edep yâ Hû…
53.Toprak makam sormaz, Servet sormaz, soy sormaz. Ona gelen herkes Bir gün aynı sessizliğe bürünür. Öyleyse nedir bu büyüklenme? Nedir bu kırıp dökme? Nedir üç günlük dünya için Birbirimizin gönlünü karartma? Faniliğin diliyle cevap gelir: Edep yâ Hû…
54.“Yâ Hû” denildiğinde Bu yalnızca kula yöneltilen bir sesleniş değildir. “Hû”, O’nu; Allah’ı hatırlatan bir zikirdir. Yani insanın her sözünde, Her adımında, her niyetinde Kendisini Rabbine karşı sorumlu bilmesidir. Kimse görmüyorsa bile O’nun gördüğünü unutmamaktır. İşte bu şuurun adı: Edep yâ Hû…
55.Edep, kapıya asılan süslü bir levha değildir. Duvarlarda kalırsa eksiktir. Asıl gönle asılmalıdır. Dil öfkelendiğinde onu durdurmalı, El zulme uzandığında geri çekmeli, Göz harama kaydığında perde olmalı, Kalp kibirle dolduğunda onu küçültmelidir. İnsanın içine yazılan levhadır: Edep yâ Hû…
56.Edep, insanı küçültmez; Bilakis insanı büyüten şeydir. Özür dilemeyi bilen küçülmez, Yanlışından dönen yenilmez. “Bilmiyorum” diyebilmek cehalet değildir, “Hata ettim” diyebilmek zayıflık değildir. Nefsinin karşısında galip gelen insan Gerçekten güçlüdür. Onun da şiarı: Edep yâ Hû…
57.Her şeyi bilmek zorunda değiliz, Her tartışmayı kazanmak zorunda değiliz, Her söze cevap vermek, Her kusuru yüzüne vurmak, Her kapıyı zorlamak zorunda değiliz. Bazen susmak hikmettir, Bazen geri çekilmek vakar, Bazen affetmek en büyük zaferdir. İşte insanın kendine söylediği söz: Edep yâ Hû…
58. Ve nihayet…
Edep yalnız açık saçıklığa söylenmez, Yalnız sofrada nimeti israf edene de söylenmez. Yalana da söylenir, İftiraya da, Zinaya da, Hırsızlığa da, Rüşvete de, Kibre de, Şiddete de, Gıybet ve dedikoduya da, İsrafa ve nankörlüğe de… İnsanı insanlığından uzaklaştıran Her hâlin karşısına dikilir bu iki kelime. Çünkü edep bir kıyafetten önce vicdandır, Bir sözden önce niyettir, Bir davranıştan önce Allah’a karşı sorumluluk şuurudur. Kimsenin görmediği yerde de düzgün kalabilmek, Elinde fırsat varken haksızlık etmemek, Nefsin isterken kendine “dur” diyebilmek, Nimet elindeyken şükretmek, Güç elindeyken merhamet edebilmek… İşte edep budur. Ve insanın nefsine her gün söylemesi gereken En kısa, en ağır, en derin nasihat: Edep yâ Hû…
59.Öyleyse bu söz yalnız kızınca söylenen Eski zamanlardan kalmış bir ünlem değildir. Bir medeniyetin özeti, Bir terbiyenin kapısı, Bir insanlık ölçüsüdür. Çocuğa, büyüğe, yönetene, yönetilene; Âlime, cahile, zengine, fakire; Önce de insanın kendi nefsine söylediği sözdür: Edep yâ Hû…
60.Dilini koru, çünkü söz geri dönmez. Kalbi koru, çünkü kırılan her şey eskisi gibi olmaz. Gözü koru, çünkü bakış da emanettir. Elini koru, çünkü güç de emanettir. Makamını koru, çünkü hesap vardır. Dostunu koru, çünkü vefa vardır. Düşmanına karşı bile ölçünü koru, Çünkü sen onun ahlâkından değil Kendi ahlâkından sorumlusun. İşte bütün bunların özeti: Edep yâ Hû…
61.Bir gün herkes susacak. Makamlar boşalacak, Evler başkalarına kalacak, Servetler el değiştirecek. Bugün uğruna kalp kırdığımız nice şey Yarın hiçbir anlam taşımayacak. Fakat bir mazlumun duası, Bir yetimin tebessümü, Bir kırık gönülden alınan helâllik Bizimle gelecektir. Ömür denen yolun levhası budur: Edep yâ Hû…
62.Ey insan! Söz söylemeden önce düşün, Hüküm vermeden önce dinle, Kızmadan önce anlamaya çalış, Gülerken kimi incittiğine bak, Güçlendiğinde nereden geldiğini unutma, Zenginleştiğinde yoksulu hor görme, Bilgilendiğinde cahile kibirlenme, İbadet ettiğinde kendini üstün sanma. Her hâlinde hatırla: Edep yâ Hû…
63.Çünkü edep, insanlığın süsü değil temelidir. Ahlâkın kapısı, merhametin dili, Adaletin terazisi, tevazuun nişanıdır. Edep giderse bilgi kibir olur, Güç zulüm olur, Servet gurur olur, Mizah hakaret olur, Siyaset düşmanlık olur, Din gösteriş olur, İnsan da kendi özünden uzaklaşır.
64.Bu yüzden asırlardır Bir ikaz, bir dua, bir hatırlatma gibi Dilden dile söylenmiştir: Haddini bil… Kalp kırma… Kibre kapılma… Hakkı çiğneme… Mazlumu ezme… Nefsini putlaştırma… İnsanı hor görme… Ve her an Rabbinin huzurunda olduğunu unutma…
65.Sözün başı da budur, Sonu da: Edep yâ Hû…
İbrahim ŞAHİN
© İbrahim Şahin — Tüm hakları saklıdır.
Bu eser İbrahim Şahin’e aittir. Eser, yazar adı ve kaynak açıkça belirtilmek şartıyla paylaşılabilir. Yazarın izni olmaksızın eser üzerinde değişiklik yapılamaz, başka bir kişi adına yayımlanamaz, sahiplenilemez veya ticari amaçla kullanılamaz. İzinsiz kullanım, intihal veya eserin başka bir kişi tarafından sahiplenilmesi hâlinde yasal haklara başvurma hakkı saklıdır.
Yorum bırakın