İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Ahirete Dair Kariyer Planlaması – Bölüm 1

İnsan Nereye Hazırlanıyor?

Modern çağ insanı her şeye hazırlıyor; mesleğe, okula, sınava, işe, makama, kazanca, emekliliğe, yatırıma, itibara ve dünyadaki görünür başarıya… Fakat aynı insan, çoğu zaman kendisini bekleyen en büyük hakikate, yani ölümden sonraki ebedî hayata aynı dikkatle hazırlanmıyor. İşte zamanımızın en derin çelişkilerinden biri burada başlıyor. İnsan, birkaç on yıllık dünya hayatı için yıllarca plan yapıyor; fakat sonu olmayan bir hayat için çoğu zaman ciddi bir muhasebeye yanaşmıyor.

Bugün bir gencin geleceği konuşulduğunda hemen okul başarısı, meslek seçimi, diploma, yabancı dil, iş tecrübesi, gelir seviyesi ve sosyal konum akla geliyor. Aileler çocuklarının iyi bir meslek sahibi olmasını istiyor. Kurumlar insanlardan daha fazla performans bekliyor. Piyasalar insana sürekli daha çok kazanmayı, daha hızlı yükselmeyi, daha görünür olmayı telkin ediyor. Dünya insana neredeyse her gün şunu söylüyor: Kendini planla, kariyerini planla, geleceğini planla. Fakat aynı dünya, insana şu soruyu pek sormuyor: Ebedî hayatın için ne hazırladın?

Ahirete dair kariyer planlaması ifadesi ilk bakışta alışılmadık gelebilir. Çünkü kariyer kelimesi daha çok dünya hayatıyla, iş hayatıyla, makamla ve mesleki yükselişle bağlantılıdır. Fakat bu ifade tam da bu alışkanlığı sarsmak için değerlidir. İnsan dünyadaki mesleki yolculuğunu ne kadar ciddiye alıyorsa, ahiret yolculuğunu bundan çok daha büyük bir ciddiyetle düşünmelidir. Çünkü dünya kariyeri geçicidir; ahiret neticesi ise kalıcıdır.

Bir insan düşünelim. Çocuk yaşta okula başlar, yıllarca ders çalışır, sınavlara girer, diplomasını alır, iş hayatına atılır, tecrübe kazanır, terfi etmeye çalışır, bir ev sahibi olmak ister, emekliliğini düşünür, sağlık sigortasını, borcunu, birikimini, çocuklarının geleceğini hesaplar. Bunların hiçbirisi kötü değildir. İnsan çalışmalı, üretmeli, helalinden kazanmalı, ailesini korumalı ve dünyadaki sorumluluklarını yerine getirmelidir. Fakat bütün bu hesapların arasında Allah’ın huzurunda verilecek hesabın unutulması, insanın en büyük gafletidir.

Çünkü insan yalnız dünyaya bakan bir varlık değildir. İnsan bir beden taşıdığı kadar bir emanet de taşır. İnsan aklıyla, vicdanıyla, iradesiyle, kalbiyle ve sorumluluk duygusuyla imtihan edilen bir varlıktır. Onun dünyadaki her adımı, yalnız dünya defterine değil, ahiret defterine de yazılır. Kazandığı para, konuştuğu söz, tuttuğu makam, verdiği karar, kırdığı kalp, koruduğu hak, çiğnediği hukuk, yaptığı iyilik ve ihmal ettiği sorumluluk bir gün önüne çıkacaktır.

Bugünün insanı çoğu zaman başarıyı sadece görünür sonuçlarla ölçüyor. Büyük ev, iyi araba, yüksek maaş, tanınmış çevre, güçlü unvan, kalabalık takipçi, parlak vitrin… Fakat bu ölçüler insanın gerçek değerini bütünüyle göstermez. Bir insan dünyada yükselirken ahlaken düşüyorsa, serveti artarken merhameti azalıyorsa, itibarı büyürken vicdanı küçülüyorsa, burada başarıdan değil, içten içe bir kayıptan söz etmek gerekir.

Bu yüzden ahirete dair kariyer planlaması, insanın kendisine şu soruyu sormasıdır: Benim ömrüm nereye gidiyor? Bugünkü kazancım, yarınki hesabımda bana ne olarak dönecek? İnsanlara karşı tutumum, Allah katında nasıl karşılık bulacak? Yazdığım, söylediğim, yaptığım ve sustuğum şeylerin ebedî hayattaki değeri ne olacak?

Modern ekonomi insana çoğu zaman üretici, tüketici, çalışan, müşteri, seçmen, kullanıcı veya veri kaynağı olarak bakıyor. Fakat bizim medeniyet anlayışımızda insan bundan çok daha yüce bir sorumluluğun sahibidir. İnsan yalnız piyasaların rakamlarına sığdırılacak bir varlık değildir. İnsan yalnız üretim gücüyle, tüketim kapasitesiyle veya ekonomik değeriyle ölçülemez. İnsan, Allah’a kullukla, ahlakla, adaletle, merhametle ve hesap bilinciyle anlam kazanan bir varlıktır.

İşte bu noktada “ekonomi insan için” sözüyle “insan ahiret için sorumludur” hakikati birbirinden kopmaz. Ekonomi insanın onurunu korumalıdır; insan da dünya nimetlerini ahiret sorumluluğunu unutmadan kullanmalıdır. Eğer ekonomi insanı ezmeye başlarsa, insan köleleşir. Eğer insan ahireti unutursa, bu kez dünya onun kalbini işgal eder. Birinde sistem insanı ezer; diğerinde insan kendi iç dünyasında kaybolur.

Bugün insanlık büyüme, gelişme ve teknoloji adına büyük mesafeler aldı. Fakat aynı insanlık huzur, adalet, merhamet, paylaşma ve vicdan bakımından aynı ölçüde büyüyebildi mi? Binalar yükseldi, fakat gönüller ne kadar genişledi? Şehirler büyüdü, fakat insanın iç dünyası ne kadar ferahladı? İletişim hızlandı, fakat hakikatle bağımız ne kadar güçlendi? Kazanç arttı, fakat kanaat ve şükür duygusu ne kadar korundu?

Bu sorular bizi doğrudan ahirete dair kariyer planlaması fikrine götürür. Çünkü insan yalnız dünya için yaşadığında, kendisini geçici hedeflerin içinde tüketir. Dünya işlerini bütünüyle ihmal etmek de doğru değildir; fakat dünyayı nihai hedef hâline getirmek insanı eksiltir. Doğru olan, dünyayı ahiretin tarlası olarak görmek, her işi hesap gününe uzanan bir sorumluluk bilinciyle yapmaktır.

Bir insanın ahirete dair kariyeri, onun unvanıyla değil, istikametiyle ilgilidir. Bir makam sahibi adaletle hükmederse, o makam onun için hayra dönüşür. Bir tüccar dürüst davranırsa, kazancı bereket olur. Bir yazar hakikati, edebi ve vicdanı gözetirse, kalemi sadaka gibi iz bırakır. Bir işçi alın terini helalinden kazanırsa, emeği ibadet şuuru kazanır. Bir anne, bir baba, bir komşu, bir yönetici, bir öğretmen, bir esnaf, bir memur; herkes bulunduğu yerden ahiret hesabına bir yol açabilir.

Demek ki mesele dünyadan kopmak değil, dünyayı doğru okumaktır. Mesele meslek sahibi olmamak değil, mesleği ahlakla yürütmektir. Mesele mal kazanmamak değil, malın insanı esir almasına izin vermemektir. Mesele büyümeye karşı çıkmak değil, büyürken insanı küçültmemektir.

Ahirete dair kariyer planlaması, aslında insanın kendisini yeniden hizaya çağırmasıdır. Dünya beni nereye sürüklüyor? Ben neyin peşinde koşuyorum? Ömrümün merkezinde Allah’ın rızası mı var, yoksa insanların alkışı mı? Kazancım helal mi? Kalbim temiz mi? Üzerimde kul hakkı var mı? Bana verilen imkânları sadece kendim için mi kullanıyorum, yoksa başkalarının derdine de merhem olmaya çalışıyor muyum?

Bu sorular insanı küçültmez, aksine insanı büyütür. Çünkü gerçek büyüklük, dünyada görünür olmak değil, Allah’ın huzurunda mahcup olmamaktır. Gerçek başarı, yalnız insanların takdirini kazanmak değil, hak ve adalet çizgisinden ayrılmamaktır. Gerçek gelecek, sadece emeklilik yıllarını güvenceye almak değil, ebedî hayat için temiz bir defterle yürüyebilmektir.

Bugün insanlığın yeni bir muhasebeye ihtiyacı var. Bu muhasebe sadece ekonomik, siyasi veya teknolojik bir muhasebe değildir. Bu muhasebe aynı zamanda vicdani, ahlaki ve imanî bir muhasebedir. İnsan ne için yaşıyor? Kime karşı sorumlu? Neyi kazanırken neyi kaybediyor? Dünyada büyürken ahirette küçülme tehlikesiyle karşı karşıya mı kalıyor?

İşte “ahirete dair kariyer planlaması” tam da bu soruların kapısını açan güçlü bir ifadedir. İnsan dünyadaki yol haritasını yaparken, ahiret yolculuğunu da unutmamalıdır. Çünkü dünya kısa bir konak, ahiret ise ebedî menzildir. Kısa konak için bunca hazırlık yapan insanın, ebedî menzil için hazırlıksız kalması akıl, vicdan ve iman ölçüsüyle izah edilemez.

Bu yüzden asıl soru şudur: İnsan dünyaya ne kadar hazırsa, ahirete de o kadar hazır mıdır? Eğer değilse, en ciddi planlama tam da buradan başlamalıdır.

İbrahim ŞAHİNİbrahimsahin.Blog

“Ahirete Dair Kariyer Planlaması – Bölüm 1” öğesine 5 yanıt

  1. Alı Kartal

    Dünya hayatı için yapılan planların yanında ahiret hazırlığını da gündeme taşıyan çok yerinde ve düşündürücü bir yazı olmuş. İnsan okulunu, mesleğini, kazancını, emekliliğini hesaplarken; asıl dönüş yolculuğunu ve Allah’ın huzurunda vereceği hesabı unutmamalı. Bu yazı, modern insanın en büyük gafletlerinden birine dikkat çekiyor. Kaleminize ve emeğinize sağlık.

    Beğen

  2. Çağrı Mustafaoğlu

    Çok güzel bir konu ve isabetli tespitler var bu yazıda. Bir solukta okudum. Keşke bu yazı dizisini herkes okusa ve istifade etse. Değerli yazarı samimiyetle tebrik ediyorum. Kaleminize, emeğinize sağlık Sayın Şahin.

    Beğen

  3. Mustafa Kırdağ

    “Ahirete Dair Kariyer Planlaması” başlıklı bu yazı, okuyucuyu dünya ve ahiret dengesi üzerine düşünmeye sevk eden anlamlı bir bakış açısı sunuyor. Akıcı anlatımı ve güçlü mesajlarıyla değerli bir çalışma olmuş. Kaleminize sağlık.

    Beğen

  4. Güneşli Günler

    “Ahirete dair kariyer planlaması” ifadesi, insanı durup kendi hayatını yeniden düşünmeye davet eden çok güçlü bir çağrı. Dünya için gösterdiğimiz gayretin, ebedî hayat için de gösterilmesi gerektiğini etkileyici bir şekilde hatırlatıyor. Okurken insanın kendi önceliklerini sorgulamasına vesile olan, vicdana dokunan ve derin bir muhasebeye kapı aralayan anlamlı bir yazı. Rabbim, dünya ile ahiret dengesini kurabilen, ömrünü O’nun rızasına uygun yaşayabilen kullarından olmayı hepimize nasip etsin.

    Beğen

  5. Bir Okuyucu

    Yureğine diline sağlık başkanım.

    Beğen

Yorum bırakın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.