İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Dünyada Görülmeyen ve Bilinmeyen Hakikatler – Bölüm 2: Algı Savaşları – Medya Gerçekleri Nasıl Öldürüyor

İkinci bölümde medyanın nasıl bir algı mekanizması olarak çalıştığını ele alıyoruz. Gerçekler artık haber değil, haberler artık gerçek gibi sunuluyor. Görünenin ardındaki kurgu, manşetlerin ardındaki niyet, ekranın gerisindeki sahiplik zinciri…

Bugün medya sadece haber vermiyor; aynı zamanda dünyayı anlamlandırmamızı sağlıyor. Daha doğrusu, öyleymiş gibi yapıyor. Medya kuruluşlarının büyük çoğunluğu, az sayıda küresel şirketin elinde toplanmış durumda. Bu şirketler sadece hangi haberin verileceğine değil, hangi bilginin görmezden gelineceğine de karar veriyor.

Bir savaş çıkmadan önce medya hazırdır. Bir lider şeytanlaştırılmadan önce fotoğrafları seçilmiştir. Bir olayın faili açıklanmadan önce zanlılar manşetlerde işaret edilmiştir. Görüntülerle, alt yazılarla, tekrarlarla bir gerçeklik inşa edilir. Buna “medya gerçeği” denir. Oysa hakikat başka bir yerde, çoğu zaman susturulan yerde kalır.

“Özgür basın” kavramı, bugün ironik bir ifadedir. Haber kanalları reklam verenlerine, sahiplerinin siyasi eğilimlerine ve bağlı oldukları şirket gruplarının çıkarlarına göre yayın yapar. Bir ilaç şirketinin reklamını alan medya, o ilacın zararlarını haber yapmaz. Bir savunma şirketiyle ilişkisi olan kanal, savaş karşıtı yayın yapmaz.

Haberin dili bile başlı başına bir mühendislik alanıdır. Örneğin: “X ülkesi saldırdı” yerine “X ülkesi karşılık verdi” denir. “Sivil kayıplar oldu” yerine “yanlışlıkla vuruldu” denir. Bu dil, suçlu ile masumu yer değiştirir. Algı, hakikatin yerini alır.

Sosyal medya ise bu algı operasyonlarının en etkili silahıdır. Algoritmalar, hangi haberin yayılacağını, hangi içeriğin ön plana çıkacağını belirler. Gerçek bilgi çoğu zaman ya görünmez kılınır ya da itibarsızlaştırılır. Bilgi kirliliği, hakikatin üzerini örter.

Toplumlar artık sadece kandırılmıyor; kurgulanıyor. İnsanlar gerçeği değil, kendilerine sunulan gösteriyi izliyor. “Gördüm” diyen, sadece gösterileni gördü. “Biliyorum” diyen, sadece söyleneni biliyor.

Bu bölüm, zihinsel özgürlüğün ilk cephesidir. Çünkü algılar işgal altındaysa, gerçeklik asla özgür olamaz.

Yorum bırakın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.