İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Küresel güç dengeleri ve görünmeyen etki alanları

Dünya de­ğiş­ti.

Ancak bu de­ği­şim, sa­nıl­dı­ğı gibi sı­nır­lar üze­rin­de, bay­rak­lar ara­sın­da ya da yal­nız­ca dev­let­ler arası iliş­ki­ler­de ger­çek­leş­me­di. Asıl de­ği­şim, gücün ma­hi­ye­tin­de ya­şan­dı. Güç artık sa­de­ce sahip olu­nan bir unsur değil, yön­len­di­ri­len bir me­ka­niz­ma ha­li­ne geldi.

Geç­miş­te güç daha açık­tı. Kim güçlü, kim zayıf daha net gö­rü­lür­dü. Blok­lar bel­liy­di, cep­he­ler ta­nım­lıy­dı. Bugün ise güç daha az gö­rü­nür, fakat çok daha et­ki­li bir yapı içe­ri­sin­de­dir.

Gü­nü­müz dün­ya­sın­da güç da­ğıl­mış gibi gö­rün­se de bu bir da­ğı­nık­lık de­ğil­dir. Ak­si­ne, sı­nır­lı sa­yı­da mer­kez ara­sın­da ku­rul­muş has­sas bir denge söz ko­nu­su­dur. Bu mer­kez­ler bir­bir­le­riy­le ça­tı­şır­ken aynı za­man­da bir­bir­le­ri­ni den­ge­le­yen bir sis­te­min par­ça­sı ola­rak ha­re­ket eder.

Dev­let­ler bu ya­pı­nın gö­rü­nen yü­zü­dür. Ancak be­lir­le­yi­ci olan yal­nız­ca dev­let­ler de­ğil­dir.

Fi­nans mer­kez­le­ri, kü­re­sel ser­ma­ye akış­la­rı ve eko­no­mik yön­len­dir­me araç­la­rı artık sa­de­ce eko­no­mik kav­ram­lar ola­rak ele alı­na­maz. Bun­lar doğ­ru­dan güç un­sur­la­rı­dır. Ve çoğu zaman ses­siz­dir­ler. Ancak et­ki­le­ri ses­siz de­ğil­dir.

Bugün dün­ya­da ya­şa­nan ge­liş­me­le­re ba­kıl­dı­ğın­da, bir böl­ge­de ge­ri­lim artar, başka bir böl­ge­de savaş ih­ti­ma­li gün­de­me gelir, bir başka yerde dip­lo­ma­tik kriz ya­şa­nır. Bu ge­liş­me­ler bir­bi­rin­den ba­ğım­sız gibi su­nu­lur.

Fakat ger­çek­te bu olay­lar kopuk de­ğil­dir.

Aynı ze­mi­nin fark­lı yan­sı­ma­la­rı­dır.

Ame­ri­ka ile İran ara­sın­da­ki ge­ri­lim, İsrail’in böl­ge­de­ki ko­nu­mu, Av­ru­pa’nın zaman zaman fark­lı­la­şan tu­tu­mu… Bun­la­rın her biri ayrı baş­lık gibi gö­rün­se de de­rin­lik­te aynı so­ru­ya çıkar:

Bu den­ge­yi kim ku­ru­yor?

Bu so­ru­nun ce­va­bı gö­rü­nür alan­lar­da değil, gö­rün­me­yen ya­pı­lar­da­dır.

Kü­re­sel ser­ma­ye­nin yönü, fi­nans mer­kez­le­ri­nin st­ra­te­jik ter­cih­le­ri ve eko­no­mik akı­şın kont­ro­lü çoğu zaman açık şe­kil­de ifade edil­mez. Ancak so­nuç­la­rı açık­ça his­se­di­lir.

Bir ülke karar alı­yor gibi gö­rü­nür. Fakat o ka­ra­rın ze­mi­ni çoğu zaman başka bir yerde ha­zır­lan­mış­tır.

Bir kriz pat­lak verir. Ancak o kri­zin sı­nır­la­rı ön­ce­den çi­zil­miş­tir.

Bir ge­ri­lim yük­se­lir. Ama ne kadar yük­se­le­ce­ği ve ne­re­de du­ra­ca­ğı çoğu zaman be­lir­len­miş­tir.

Gü­nü­müz dün­ya­sın­da güç doğ­ru­dan uy­gu­lan­maz. Yön­len­di­ri­lir.

Bu yön­len­dir­me fark­lı araç­lar­la ger­çek­le­şir.

Ser­ma­ye akış­la­rı ül­ke­le­rin eko­no­mik ba­ğım­sız­lı­ğı­nı sı­nır­lar.

Borç me­ka­niz­ma­la­rı si­ya­si ka­rar­la­rı et­ki­ler.

Ulus­la­ra­ra­sı ku­rum­lar gö­rü­nür­de denge un­su­ru gibi su­nu­lsa da çoğu zaman be­lir­li sis­tem­le­rin de­vam­lı­lı­ğı­nı sağ­lar.

Medya ve bilgi akışı ise ka­mu­oyu­nun al­gı­sı­nı şe­kil­len­di­rir.

Bu ne­den­le bugün ya­şa­nan hiç­bir olay tek ba­şı­na oku­na­maz.

Her ge­liş­me bir bü­tü­nün par­ça­sı­dır.

Ve bu bütün gö­rül­me­den ya­pı­lan her yorum eksik kalır.

Ka­mu­oyun­da zaman zaman öne çıkan bazı dos­ya­lar, olay­lar ya da kriz­ler bu açı­dan önem­li­dir. Çünkü bun­lar sa­de­ce sonuç de­ğil­dir. Aynı za­man­da sis­te­min sı­nır­la­rı­nı gös­te­rir.

Ne­re­ye kadar gi­di­le­bi­le­ce­ği­ni…

Kim­le­rin hangi nok­ta­da dur­du­ru­la­ca­ğı­nı…

Hangi alan­la­rın do­ku­nul­maz ol­du­ğu­nu…

Asıl me­se­le şudur:

Gö­rü­nür olan ile be­lir­le­yi­ci olan aynı şey de­ğil­dir.

Çoğu zaman be­lir­le­yi­ci olan, ko­nu­şul­ma­yan alan­da­dır.

Bugün dünya, bir­kaç güçlü mer­ke­zin oluş­tur­du­ğu bir denge içe­ri­sin­de ha­re­ket et­mek­te­dir. Bu yapı bir eşit­lik dü­ze­ni de­ğil­dir. Bu bir denge mü­ca­de­le­si­dir.

Ve bu mü­ca­de­le­de güç, çoğu zaman gö­rü­nen­den fark­lı bir yerde ko­num­la­nır.

DURUŞ

Bu çağda sa­de­ce iz­le­mek ye­ter­li de­ğil­dir.

Olanı gör­mek, olanı an­la­mak de­ğil­dir.

Bil­gi­ye ulaş­mak, ger­çe­ği kav­ra­mak de­ğil­dir.

Ger­çek, par­ça­lar ha­lin­de değil, bütün içe­ri­sin­de or­ta­ya çıkar.

Olay­la­rı tek tek oku­mak bir ek­sik­lik­tir.

Bağ­lan­tı­yı ku­ra­ma­mak bir za­fi­yet­tir.

Ve bu za­fi­yet, in­sa­nı yön­len­di­ri­le­bi­lir hale ge­ti­rir.

Bugün en büyük teh­li­ke bil­gi­siz­lik de­ğil­dir.

Yarım bil­gi­dir.

Çünkü yarım bilgi, in­sa­nı doğru san­dı­ğı yan­lış­la­ra gö­tü­rür.

ANALİZ ZO­RUN­LU­LU­ĞU

Her ge­liş­me kendi bağ­la­mı içe­ri­sin­de de­ğer­len­di­ril­me­li­dir. Her bilgi, yö­nüy­le bir­lik­te okun­ma­lı­dır.

Sa­de­ce “ne oldu” so­ru­su ye­ter­li de­ğil­dir.

Bu neden oldu?

Bu kimin le­hi­ne?

Bu sü­re­cin ar­ka­sın­da hangi me­ka­niz­ma var?

Bu den­ge­yi kim ku­ru­yor?

Bu so­ru­lar so­rul­ma­dan ya­pı­lan hiç­bir de­ğer­len­dir­me ta­mam­lan­mış sa­yıl­maz.

Çünkü yü­zey­de gö­rü­len ile ger­çek­te iş­le­yen me­ka­niz­ma çoğu zaman aynı de­ğil­dir.

YOL VE YÖN

Duy­gu­sal tep­ki­ler ye­ri­ne so­ğuk­kan­lı ana­liz ge­rek­li­dir.

Gö­rü­ne­ne değil, ze­mi­ne odak­lan­mak ge­re­kir.

Tek baş­lık ye­ri­ne bü­tün­cül bakış şart­tır.

Si­ya­si ge­liş­me­ler, eko­no­mik bo­yut­la­rın­dan ayrı dü­şü­nü­le­mez.

Eko­no­mik ka­rar­lar, fi­nan­sal ya­pı­dan ba­ğım­sız de­ğer­len­di­ri­le­mez.

Bugün si­ya­set çoğu zaman eko­no­mi­nin so­nu­cu­dur.

Eko­no­mi ise çoğu zaman yön­len­di­ril­miş bir sü­reç­tir.

SON SÖZ

Bugün me­se­le bilgi de­ğil­dir.

Me­se­le, bil­gi­nin ar­ka­sın­da­ki yönü gö­re­bil­mek­tir.

Yönü gö­re­me­yen, yön­len­di­ri­lir.

Ve yön­len­di­ri­len, çoğu zaman bunun far­kın­da de­ğil­dir.

Yorum bırakın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.