06.02.2023
Sabaha karşı bir ülke uyuyordu ve birden uykusu kırıldı dünyanın.
Yer, eski bir yoldaş gibi değil kızgın bir düşman gibi sallandı. Evler, insanların üstüne doğru eğildi — sanki özür dilemek istermiş gibi, ama geç kalmıştı.
Bir çocuk düştü karanlığa, adı kaldı annesinin ağzında. Bir anne, ellerini toprağa bastı, sanki bastıkça zaman duracak sandı. Bir baba, enkazın önünde dimdik durdu; çünkü yıkılırsa her şey bitecekti.
Soğuk vardı. Kar yağıyordu. Kar, üstümüze değil acıların üstüne yağıyordu. Isıtmıyordu kimseyi, ama örtüyordu biraz.
İnsanlar geldiler dört bir yandan. Ellerinde kazma yoktu bazen, ama yürekleri vardı. Bir taş kaldırdılar — bir hayat çıktı altından. Bir taş daha — sessizlik.
Ve öğrendik o gün betonun ne kadar ağır, insanın ne kadar kırılgan, ama merhametin ne kadar güçlü olduğunu.
Altı Şubat bir tarih değildir artık. Bir çığlıktır geceye yazılmış. Bir hatırlatmadır: “İnsan, insana lazımdır.”
Ve biz o sabah biraz daha büyüdük, biraz daha eksildik — ama aynı acının içinde, aynı ülke olduk.
Yorum bırakın