İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Gülmek Masumdur, Değerleri Çiğnemek Değil – Bölüm: 2

Kutsalı Alay Malzemesi Yapmak Cesaret Değil, Kolaycılıktır

Bazıları dinî hassasiyetlerle alay etmeyi cesaret zannediyor. Oysa kutsalla alay etmek çoğu zaman cesaret değil, kolaycılıktır. Çünkü inançlı insanların sabrını, vakarını ve suskunluğunu istismar etmek ucuz bir yöntemdir. Kutsal değerleri hafife alıp ardından “ama bu mizah” demek, sorumluluktan kaçmanın en basit yoludur.

Bir toplumda din yalnızca bireysel bir tercih değildir. Din; annenin duasında, babanın nasihatinde, cenazenin sessizliğinde, bayram sabahında, sofraya otururken edilen besmelede, komşuya uzatılan tabakta ve mazluma duyulan merhamette yaşar. Bu değerleri küçümseyen bir dil, sadece bir inanç biçimini değil, toplumun ruh kökünü hedef alır.

Elbette din adına yapılan yanlışlar eleştirilebilir. Sahtekârlık, istismar, riya ve ikiyüzlülük açıkça teşhir edilmelidir. Fakat yanlış yapan kişiyi eleştirmekle insanların kutsal bildiklerini aşağılamak aynı şey değildir. Eleştiri akıl ister, delil ister, edep ve ölçü ister. Alay ise çoğu zaman fikri tükenenlerin sığındığı kaba bir silahtır.

Bugün bazı komedi sahnelerinde inançlı insan ya cahil, ya bağnaz, ya saf ya da gülünç gösteriliyor. Bu tür tekrarlar zamanla sıradan bir şaka olmaktan çıkıyor ve bir zihniyet biçimine dönüşüyor. Bir kesimi sürekli karikatür hâline getirirseniz, izleyicinin zihnine “Bunlar ciddiye alınacak insanlar değildir” düşüncesini yerleştirirsiniz. İşte bu, toplumdaki saygı köprülerini sessizce yıkan tehlikeli bir dildir.

Üstelik mesele yalnızca sahneyle sınırlı değildir. Televizyon programları, kısa videolar ve sosyal medya paylaşımları, daha fazla izlenmek uğruna sınırları her gün biraz daha zorluyor. Kaba sözler, aile mahremiyeti, dinî semboller ve insanların hassasiyetleri birkaç saniyelik kahkaha uğruna harcanıyor. Çok izlenmek haklı olmak anlamına gelmediği gibi, çok güldürmek de yapılan işi değerli hâle getirmez.

İnsanlar bir müddet sonra gördüklerine alışıyor. Dün ayıp sayılan bir söz bugün şaka, yarın ise normal davranış kabul ediliyor. Böylece bozulma bir anda değil, küçük kabullerle ilerliyor. Önce dil kabalaşıyor, ardından utanma duygusu zayıflıyor; sonunda saygısızlık özgüven, ölçüsüzlük cesaret, hakaret ise mizah diye sunuluyor.

Dini hassasiyeti olan insanları incitmek çağdaşlık değildir. Kutsala dil uzatmak ilericilik değildir. Edebi terk etmek özgürlük değildir. Özgürlük, başkasının kalbini çiğneme hakkı vermez. Gerçek özgürlük, söylenecek söz varken ölçüyü koruyabilmek; gücü yettiği hâlde kırmamayı tercih edebilmektir.

Sanatın ve mizahın topluma ayna tutma görevi vardır. Ancak ayna göstermekle çamur atmak birbirinden farklıdır. Güçlü mizah, yanlışları zekâyla ortaya çıkarır; insanı düşündürürken gülümsetir. Zayıf mizah ise en kolay hedefe yönelir, insanların inancını ve mahremiyetini kullanır. Çünkü derinlik emek ister, hakaret ise yalnızca pervasızlık.

Bir sanatçı gerçekten büyükse milletin değerlerini aşağılayarak değil, onların derinliğini anlayarak konuşur. İnsanların kutsalına saygı göstermek sanatçıyı küçültmez; tam tersine onun vicdanını, birikimini ve seviyesini gösterir. Kutsalı küçük düşürerek güldüren kişi bir an için alkışlanabilir; fakat topluma iyilik eden, hafızada iz bırakan bir sanatçı olamaz.

Toplumun da bu konuda sorumluluğu vardır. Her kaba söze gülmek, her saygısız içeriği paylaşmak ve her hakareti “mizah” diyerek geçiştirmek, bu dili besler. İzleyici neye itibar ederse ekran onu çoğaltır. Bu nedenle yalnızca söyleyene değil, alkışlayana ve yayana da görev düşmektedir. Sessiz kalmak bazen onaylamak, paylaşmak ise çoğaltmak demektir.

Kimsenin düşüncesi dokunulmaz değildir; fakat insanların onuru, inancı ve kutsalı hoyratça çiğnenmemelidir. Eleştiri yapılabilir, soru sorulabilir, yanlışlar konuşulabilir. Bütün bunlar hakaret etmeden, küçümsemeden ve toplumun ortak vicdanını yaralamadan da mümkündür. Asıl cesaret, kolay olan alayı seçmek değil; zor olan seviyeyi korumaktır.

Çünkü mizahın da özgürlüğün de insan kalabilmenin de son sınırı tek kelimedir: EDEP.

İbrahim ŞAHİNİbrahimsahin.Blog.

© İbrahim Şahin — Tüm hakları saklıdır.
Bu eser İbrahim Şahin’e aittir. Eser, yazar adı ve kaynak açıkça belirtilmek şartıyla paylaşılabilir.
Yazarın izni olmaksızın eser üzerinde değişiklik yapılamaz, başka bir kişi adına yayımlanamaz, sahiplenilemez veya ticari amaçla kullanılamaz.
İzinsiz kullanım, intihal veya eserin başka bir kişi tarafından sahiplenilmesi hâlinde yasal haklara başvurma hakkı saklıdır.

Yorum bırakın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.