İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Gülmek Masumdur, Değerleri Çiğnemek Değil – Bölüm 1

Kahkahanın Ardındaki Erozyon – Mizah, Medya ve Ahlaki Çözülme

Bir toplumu yalnızca savaşlar, ekonomik krizler veya dış tehditler zayıflatmaz. Bazen bir milletin değerleri, yüksek sesli kahkahaların arasında sessizce aşındırılır. İnsanlar gülerken bu değişimin farkına varmaz; fakat zamanla edep hafifletilir, ahlak sıradanlaştırılır, mahremiyet eğlence konusu yapılır ve kutsal kabul edilen değerler alay malzemesine dönüştürülür. Ardından bütün bunların üzeri tek bir kelimeyle örtülür: “Komedi.”

Gülmek, insanın en doğal ihtiyaçlarından biridir. İnsanı rahatlatır, sıkıntısını hafifletir, insanlar arasındaki yakınlığı artırır. Ancak insanı insan yapan değerlerin aşağılanması üzerinden elde edilen kahkaha, masum bir eğlence değildir. Çünkü mizah başka, edepsizlik başka şeydir. Zekâyla güldürmek başka; insanların inancını, ailesini, kültürünü ve mahremiyetini küçümseyerek alkış toplamak bambaşka bir şeydir.

Gerçek mizah, insanı incitmeden düşündürür. Hayatın aksayan yönlerini gösterirken insan onurunu korur. Bazen bir tebessümle uzun bir konuşmanın anlatamayacağı hakikati anlatır. Kaba ve ölçüsüz mizah ise insanın utanma duygusunu hedef alır. Önce ayıp olanı sıradanlaştırır, ardından sıradanlaştırdığı şeyi insanlara sevimli göstermeye çalışır.

Bir süre sonra insanlar, geçmişte yüzünü kızartacak sözlere ve görüntülere gülmeye başlar. Daha sonra bu davranışları normal kabul eder. Tehlike de tam burada ortaya çıkar. Çünkü toplumsal çözülme çoğu zaman kanunların bozulmasıyla değil, utanma duygusunun zayıflamasıyla başlar.

Kahkahanın İçine Gizlenen Mesajlar

Ekranlarda güldürü adı altında sunulan her yapım yalnızca insanları eğlendirme amacı taşımaz. Dizilerde, filmlerde, dijital platformlarda ve sosyal medya içeriklerinde kullanılan mizahın arkasında çoğu zaman belirli bir hayat anlayışı bulunur.

Aile küçümsenir, evlilik gereksiz bir yük gibi gösterilir, sadakat safdillik olarak sunulur. Dindar insanlar bilgisiz, kaba veya çağın dışında kalmış kişiler şeklinde canlandırılır. Mahremiyet ortadan kaldırılır, küfür günlük konuşmanın doğal bir parçasına dönüştürülür. Arsızlık “özgüven”, sorumsuzluk “özgürlük”, aile bağlarını reddetmek ise “bireyselleşme” olarak takdim edilir.

Bütün bunlar doğrudan bir öğüt şeklinde verilmez. Kahkahaların arasına yerleştirilir. İnsan gülerken savunmasını indirir. Normal şartlarda tepki göstereceği bir düşünceyi, komedi içerisinde sunulduğunda daha kolay kabul eder. Böylece yanlış olan önce seyredilir, ardından kanıksanır ve sonunda hayatın olağan bir parçası hâline gelir.

Mizahın etkisi de buradan gelir. İnsanlara yalnızca neye güleceklerini öğretmez; neyi önemsememeleri gerektiğini de telkin eder. Sürekli alay edilen bir değer, zamanla toplumun gözünde ciddiyetini kaybeder.

Sanat Eleştiri Getirir, Aşağılamaz

Sanatın görevi yalnızca güzel olanı göstermek değildir. Sanat gerektiğinde yanlışları eleştirir, toplumdaki çelişkileri ortaya koyar ve insanı kendi davranışlarıyla yüzleştirir. Fakat eleştiri ile aşağılama arasında belirgin bir fark vardır.

Bir insanın hatalı davranışını eleştirmek başka; onun inancını, kimliğini veya ailesini küçük düşürmek başka şeydir. Toplumdaki yanlışlıkları mizahla anlatmak başka; toplumun bütün değerlerini gericilik olarak göstermek başka şeydir.

İnancı, aileyi, anne ve babaya saygıyı, evlilik sadakatini veya mahremiyet duygusunu aşağılayan bir anlayışa sırf insanları güldürdüğü için sanat denilemez. Çünkü gerçek sanat insan onurunu çiğnemez. İnsanların hassasiyetlerini ucuz kahkaha uğruna pazara çıkarmaz.

Bir yapımın çok izlenmesi, onun doğru olduğu anlamına gelmez. Kalabalıkların gülmesi de söylenen sözün ahlaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Alkış, her zaman haklılığın ölçüsü değildir.

Neye Güldüğümüz Kimliğimizi Gösterir

Bir milletin karakterini anlamak için yalnızca kitaplarına, kanunlarına veya tarihine bakmak yeterli değildir. O milletin neye güldüğüne de bakmak gerekir. Çünkü kahkaha, insanın dünyaya bakışını açığa çıkarır.

Zulme karşı yapılan ince bir mizah, vicdanın canlı olduğunu gösterir. Kibirle, haksızlıkla ve ikiyüzlülükle alay etmek toplumsal bir uyarı görevi görebilir. Ancak mazlumla, engelliyle, yoksulla, yaşlıyla, inançla veya mahremiyetle alay etmek vicdanın zayıfladığına işaret eder.

İnsan sürekli neye gülerse, zamanla ona karşı duyarlılığını kaybeder. Önce şaka olarak dinlediği sözü daha sonra günlük hayatında kullanmaya başlar. Önce ekranda gördüğü davranışı bir müddet sonra kendi çevresinde normal karşılar. Böylece mizah, yalnızca eğlence olmaktan çıkar ve davranışları şekillendiren bir araca dönüşür.

Bu nedenle “Bu sadece bir şaka” sözü her şeyi masumlaştırmaz. Şakanın da bir yönü, amacı ve sonucu vardır. Bazı şakalar insanları birbirine yaklaştırırken bazıları ayrıştırır. Bazıları düşündürürken bazıları değerleri aşındırır.

Mizahın da Bir Sorumluluğu Vardır

Sanatçıların, senaristlerin, komedyenlerin ve içerik üreticilerinin topluma karşı sorumluluğu bulunmaktadır. İnsanları güldürmek, her sözün söylenebileceği anlamına gelmez. İfade özgürlüğü önemlidir; fakat özgürlük, başkalarının onurunu ve kutsal kabul ettiği değerleri bilinçli biçimde aşağılamanın bahanesi değildir.

Aynı sorumluluk izleyiciye de düşmektedir. İnsanlar kendilerine sunulan her içeriği sorgulamadan kabul etmemelidir. “Bu yapım beni yalnızca güldürüyor mu, yoksa bazı değerleri gözümde önemsizleştiriyor mu?” sorusu sorulmalıdır.

Çocukların ve gençlerin izlediği içeriklere ise daha fazla dikkat edilmelidir. Çünkü genç zihinler, sürekli tekrar edilen davranışları normal kabul etmeye daha yatkındır. Aileyi küçümseyen, sadakati alaya alan, küfrü ve mahremiyetsizliği olağan gösteren içerikler, yalnızca birkaç saatlik eğlence olarak görülmemelidir.

Sonuç: Kahkaha Vicdanı Susturmamalıdır

Gülmek masumdur; fakat değerleri çiğneyerek gülmek masum değildir. Mizah insanı rahatlatmalı, düşündürmeli ve hayatın zorlukları karşısında nefes aldırmalıdır. İnsanın vicdanını köreltmemeli, utanma duygusunu öldürmemeli ve toplumun ortak değerlerini hedef hâline getirmemelidir.

Bir millet neye güldüğüne dikkat etmek zorundadır. Çünkü bugün şaka olarak kabul edilen bir söz, yarın davranışa; daha sonra da toplumsal bir alışkanlığa dönüşebilir.

Kahkaha güzeldir; ancak vicdanın sesini bastırmadığı sürece…

Mizah değerlidir; fakat insanın inancını, ailesini, ahlakını ve mahremiyetini çiğnemediği sürece…

İbrahim ŞAHİNİbrahimsahin.Blog.

“Gülmek Masumdur, Değerleri Çiğnemek Değil – Bölüm 1” öğesine 5 yanıt

  1. Hamza Dağ

    İnsan güler, tebessüm eder; bu fıtratın bir parçasıdır. Ancak mizahın, insanın inancını, kutsallarını, onurunu ve ortak değerlerini hedef alan bir araca dönüşmesi artık gülmek değil, incitmektir. Bu makale, özgürlük ile sorumluluk arasındaki ince çizgiyi hatırlatması bakımından oldukça kıymetli. Farklı düşüncelere saygı duyarken, toplumun manevi değerlerine de aynı hassasiyetin gösterilmesi gerektiğini sade ve düşündürücü bir üslupla anlatıyor. Kaleminize, emeğinize ve yüreğinize sağlık. Düşündürürken ölçüyü de hatırlatan güzel bir başlangıç olmuş.

    Beğen

  2. Ekrem Ceyhan

    Sayın İbrahim Şahin,

    Kaleme aldığınız bu değerli yazı, sadece güldürünün sınırlarını değil, aynı zamanda değerlerimize karşı sorumluluğumuzu da yeniden düşünmemize vesile oldu. Günümüzde mizah adı altında birçok değerin sıradanlaştırıldığı bir dönemde, bu konuyu cesaretle ve nezaketle ele almanız çok kıymetli. Düşündüren ve farkındalık oluşturan bu anlamlı yazınız için gönülden teşekkür ediyor, kaleminizin daim olmasını diliyoruz.

    Ekrem Ceyhan

    Beğen

  3. S.g

    Gülmenin ve mizahın ölçüsü nedir çok güzel anlatılmış ….

    Beğen

  4. İlhan Akar

    Yanılmıyorsam eski bir mizah dergisinin mottosu şuydu: “Güldürürken düşündürür”. Şimdikilerin çoğu güldürürken hiç düşündürmüyorlar bile. İnsanlar robotik çağda gerçekten robotlaştılar. Hız, haz ve gülmek. İşte o kadar…

    Ne edep kaldı, ne ahlâk ne de gerçek bir san’at. Allah sonumuzu ve encâmımızı hayreyleye!.

    Kaleminize, yüreğinize sağlık Üstad. Selâm ve muhabbetle…

    Beğen

  5. İbrahim Şahin

    Makalemi okuyup değerli yorumlarıyla katkıda bulunan bütün dostlarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İlginiz, samimi düşünceleriniz ve güzel temennileriniz benim için çok kıymetli. Rabbim birlik ve muhabbetimizi daim eylesin.

    Beğen

Yorum bırakın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.