İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Dünyada Görülmeyen ve Bilinmeyen Hakikatler – Bölüm 5: Gıda ve Su Üzerinden Kurulan Küresel Kontrol

İnsan yaşamının iki temel kaynağı: Gıda ve su. Bu iki unsur, varoluşun en doğal hakları olmasına rağmen, günümüzde birer stratejik silaha dönüşmüş durumda. Artık ülkeler, savaşlarla değil, tohumlarla teslim alınıyor; barutla değil, tarım politikalarıyla boyun eğdiriliyor.

Tohumun patenti varsa, ekmek de bağımlıdır. Genetiği değiştirilmiş tohumların yaygınlaşması, çiftçiyi her yıl yeniden tohum almaya mecbur kılıyor. Yani tarım artık doğaya değil, çok uluslu şirketlere bağlı. Bu şirketler, sadece tohum değil; gübre, ilaç ve üretim zincirini de ellerinde tutuyor.

Su kaynakları özelleştiriliyor. Dere yatakları, yeraltı suları, göller; özel şirketlerin mülkiyetine geçiyor. Bu da suya erişimin bir hak olmaktan çıkıp, ticari bir imtiyaza dönüşmesi demek. Fakir bölgelerde insanlar temiz suya ulaşamıyor; çünkü o su artık “satılık”.

Birleşmiş Milletler’in raporlarına göre, önümüzdeki 30 yıl içinde su savaşları çıkabilir. Aslında bu savaşlar çoktan başladı ama silah sesleri yok. Kuraklıklar ve uluslararası su antlaşmaları, ülkelerin hareket alanını daraltan stratejik baskı unsurları hâline gelmiş durumda.

Tarım politikaları da küresel kontrol aracı hâline geldi. IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, kredi verdikleri ülkelere tarım reformları dayatıyor. Bu reformlar, genellikle yerli üretimi zayıflatan, ithalat bağımlılığını artıran düzenlemeler içeriyor. Sonuç: Kendi kendine yetemeyen halklar, dışa bağımlı hâle geliyor.

Gıda enflasyonu, sadece ekonomik bir mesele değildir. Açlık, aynı zamanda bir yönetim aracıdır. Kıtlık ortamı, halkları teslim alır; itirazları bastırır. İnsanlar ekmek bulamadığında, özgürlüğü değil karınlarını düşünür.

Gıda ve su üzerindeki bu küresel tahakküm, sadece ekonomik değil; aynı zamanda ahlaki bir krizdir. Bir yanda israf ve obezite, diğer yanda açlık ve susuzluk. Bu dengesizlik tesadüf değil; sistematik bir planın sonucudur.

Bu bölüm, soramızdaki her lokmanın bir hikâyesi olduğunu hatırlatır. Ve sorar: Bu lokma, gerçekten bizim mi?

Yorum bırakın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.