İbrahim Şahin

Düşünceler, şiirler ve makaleler

Dünyada görülmeyen ve bilinmeyen hakikatler – bölüm 14

Hakikatle Yüzleşmek ve Hesap Günü Bilinci

İnsan, çoğu zaman dış dünyayı sorgularken kendi iç dünyasını ihmal eder. Oysa en büyük hakikat, önce insanın kendi kalbinde başlar. Modern dünyanın sunduğu konfor alanı, insanı sorgulamaktan uzaklaştırmakta; kolay cevaplar, derin soruların önüne geçmektedir. Sistemler düşünmeyi değil, uyumu teşvik eder. Rahatsız edici sorular yerine geçici rahatlıklar sunulur. Fakat hakikat, üzeri örtülse de yok olmaz. Susturulsa da kaybolmaz. Ertelenir ama silinmez.

Dünyada olup biten her şeyin bir anlamı, bir gayesi ve nihayetinde bir sonucu vardır. İnsan unutur, sistem unutturur; fakat hakikat unutulmaz. Tarih boyunca nice düzenler güçlü görünmüş, nice yapılar sarsılmaz sanılmıştır. Ancak zaman, her sahte yapının iç boşluğunu ortaya çıkarmıştır. Çünkü hakikatle bağ kurmayan hiçbir sistem kalıcı değildir.

Hesap günü denildiğinde çoğu insanın aklına yalnızca uhrevî bir sahne gelir. Oysa hesap bilinci, sadece gelecekte yaşanacak bir anı değil; bugünü şekillendiren bir ölçüdür. Her söz, her tercih, her suskunluk bir kayıttır. İnsan sadece yaptıklarıyla değil, yapmadıklarıyla da sorumludur. Sadece konuştuklarıyla değil, sustuklarıyla da imtihan edilir.

Bugün sessiz kalınan zulüm, yarın büyüyerek geri dönebilir. Görmezden gelinen adaletsizlik, bir toplumun vicdanını köreltebilir. Hakikatin üzeri örtüldüğünde yalnızca bilgi değil, insanlık da zarar görür. Bu yüzden hakikatle yüzleşmek bir lüks değil; bir zorunluluktur. Bu yüzleşme, önce bireysel cesaret ister. Ardından toplumsal bir dirilişe dönüşür.

Medya, siyaset, ekonomi, akademi… Hangi alan olursa olsun, hakikat dışlanmışsa geriye sadece çıkar ilişkileri ve propaganda kalır. Gerçeğin yerini algı aldığında toplumlar yönünü kaybeder. Doğruluğun yerini güç aldığında adalet zayıflar. Samimiyetin yerini gösteriş aldığında güven çöker. İşte tam da bu noktada hesap günü bilinci, insanı dengeye çağırır. Bu bilinç, her alanda adaleti, doğruluğu ve sorumluluğu merkeze almayı gerektirir.

Hakikat rahatsız edicidir; çünkü insanı konfor alanından çıkarır. Fakat aynı zamanda kurtarıcıdır; çünkü insanı kendisiyle barıştırır. Kendi nefsini sorgulamayan bir insan, dünyayı değiştiremez. Kendi hatasını görmeyen bir toplum, geleceğini inşa edemez. Gerçek özgürlük, insanın önce kendi içindeki karanlıkla yüzleşmesidir.

Bu bölüm bir son değil, bir eşiktir. Çünkü hesap yalnızca mahşerde başlamaz. Hesap, aynaya baktığımız anda başlar. Vicdanımızla baş başa kaldığımızda başlar. Bir karar verirken, bir söz söylerken, bir haksızlığa şahit olurken başlar. Her gün, her an insan kendi iç muhasebesini yapmak zorundadır.

Hakikatten kaçanlar geçici başarılar elde edebilir; fakat kalıcı iz bırakamazlar. Hakikatle yüzleşenler ise belki zor bir yol seçer, fakat insanlık onurunu korur. Onlar sadece kendilerini değil, etraflarını da aydınlatır. Çünkü hakikat, paylaşıldıkça güçlenir.

Dünyada görülmeyen ve bilinmeyen pek çok hakikat vardır. Ancak en tehlikelisi, insanın kendi içindeki gerçeği görmemesidir. Bu nedenle bu çağrı, dış dünyayı suçlamaktan önce iç dünyayı sorgulamaya yöneliktir. Hesap günü bilinci; korkuya değil, sorumluluğa dayalı bir farkındalıktır. Bu bilinçle yaşayan insan, zulme ortak olmaz; adaleti ertelemez; gerçeği eğip bükmez.

Son söz şudur: Hakikat er ya da geç ortaya çıkar. Önemli olan, ortaya çıktığında hangi tarafta durduğumuzdur. Hesap kaçınılmazdır. Soru şudur: O gün gelmeden önce biz kendimizi hesaba çekebildik mi?

Yorum bırakın


© İbrahim Şahin — Kaynak göstermeden kopyalanamaz.